Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








28 Eylül 2025 Pazar

ÖMER ŞERİF YA DA Michel Demetri Chalhoub

 Michel Demetri Chalhoub 1932'de Mısır'ın İskenderiye kentinde doğdu. Babası zengin bir kereste tüccarıydı. Katolik bir ailenin çocuğuydu. Orta öğrenimini Victoria College'de tamamladı. Daha o zamanlar karizmasıyla dikkat çekmiş, okul abisi olarak ünlü yazar Edward Said ve arkadaşlarını hırpalamıştı. Kahire üniversitesinde fizik ve matematik eğitimi aldı. Bu da onun sonraları ünlü bir briç oyuncusu olmasında etkili olmuştu. Babasının aile işlerinin başına geçmesi ısrarına rağmen aklı oyunculuktaydı. Çok gençken oyunculuğa başladı. Mısır'da erken dönem filmlerine baktım. Daha cok melodram. Sinemada oynarken o dönemin en ünlü kadın oyuncusu Faten Hamama ile tanıştı. Aşık oldu, evlendiler, bir oğulları oldu. Artık dinini değiştirip müslüman olmuştu ve bundan böyle dünyada Omar Sharif, bizde Ömer Şerif , Mısır'da Ömer El-şerif olarak tanınacaktı. 

Ünlü yönetmen David Lean Arabistanlı Lawrence filmi için İngilizce bilen bir Arap oyuncu ararken adaylardan biri Ömer Şerif'ti. Rolü aldı .Filmde çölde birden karşımıza çıkıveren ünlü sahnede Ömer Ş




erif'e Hollywood yollarının açılacağı belli olmuştu. Geçmişinde 16 filmlik bir deneyimi olan Ömer Şerif artık Dünya sinemasında oynayan en ünlü Arap oyuncuydu. 

Hemen arkasından aynı yönetmenle Doktor Jivago geldi. 7 Oscarlı Arabistanlı Lawrence'den sonra Dr.Jivago da 5 Oscar aldı. 60'lı ve 70'li yıllar durmaksızın film çevirmekle geçti. Dr Jivago"da adı en başta değildi ama en çok parlayan o oldu. 

Barbra Straisand'la çevirdiği Komik Kız filmi nedeniyle- çünkü Barbra Yahudi'ydi- Arap dünyasında çok eleştiri alsa da ülkesiyle bağını hiç koparmadı. 

Arabistanlı Lawrence filmindeki Şerif Ali rolü ona Oscar adaylığı kazandırdı. Bu rolüyle ve Dr.Jivago ile Altın Küre aldı. 2003 yılında çevirdiği İbrahim Bey ve Kur'an Çiçekleri  bu kez Fransız sinema ödüllerini getirdi.

Dünya onu filmlerinin yanısıra briç oyuncusu olarak da tanıdı. Briçte kendi ismi verilen oyunları vardı ve bu alanda kitaplar yazdı.

90'lı yıllarda briçi, sigarayı bıraktı,ailemle yaşayacağım dedi. Tek ailesi oğlu ve onun ailesiydi. 1955"te evlenip 1974'te ayrıldığı Faten Hamama tek eşiydi . Bir daha hiç evlenmedi.

Dr.Jivago filmini izleyenler hatırlar.Orada Yuri Jivago'nun çocukluğunu oynayan oyuncunun Ömer Şerif'e benzerliği dikkat çeker. O , Ömer Şerif'in tek oğlu Tarık'tır.

Ömer Şerif 'in bunca ünlü olmasında elbette fiziği, rol yeteneği etkiliydi ama akıcı konuştuğu yabancı dilleri ve eğitimi ile donanımlı biriydi. Batılılarda yer etmiş Arap imajından farklıydı.

Bir röportajında "Artık o kadar yaşlıyım ki beni mumyalayıp Kahire Müzesine koyabilirler diyordu. Geleneklerine bağlılığı torunlarına öğrettiği Arapçasından bile belliydi.

Hayatının sonlarına doğru Mısır'a döndü. Orada bazı yapımlarda rol aldı. 2015'te öldüğünde cenazesi Kahire'de küçük bir camiden mütevazı bir törenle kaldırıldı.

 

1 Eylül 2025 Pazartesi

İvo Andric, Tito, Belgrad

 "Bir devleti veya yönetimi tanımak ve istikbalinin ne olduğunu bilmek istersen o ülkede kaç tane namuslu, masum insanın hapiste olduğuna ve kaç suçlu ve kötünün serbest dolaştığına bakmak yeterli." 


Valla ben demedim, İvo Andrić demiş Lanetli Avlu kitabında. Cezaevi lanetiyle baş etmek için öyküler mi gerekir? Kitap bunu anlatıyor.

2023 yazında Belgrad'da müze haline getirilen evini ziyaret ettikten sonra İvo Andrić kitaplarına daldım. Müzede yazarın bir tane bile Türkçeye çevrilmiş eseri yoktu, ona yandım.Türkiye'deki yayıncılar akıl edip bir kitap yollamamışlar. Önce Hanımefendi romanını okudum. Kitap bir takıntının peşinde yitip giden bir hayatı anlatıyor. Bugün de Lanetli Avlu'yu bitirdim. Bunlar gündüzleri okuduklarım. Ömer Paşa romanını geceleri okudum.Namı bugüne kadar gelen ilginç bir kişilik. İvo Andrić'in kitaplarındaki Osmanlı tarihi bilgisi hep ilgimi çekmişti. Meğer yazarın Osmanlı tarihi üzerine doktorası varmış. Eski Yugoslavya topraklarında Nobel alan tek yazar olan Andrić , devlet Başkanı Tito'nun da değerini bildiği biriymiş. 

Belgrad, konum olarak  Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği yerde kurulmuş. Nehir kıyısı da iyi düzenlenmiş. Konut istilası yok. Sadece yeşillikler,kafeler ve yürüyüş ve bisiklet yolları. Belgrad'da önce ve elbette ilk olarak  Tito'nun mozolesi



gezildi. Nikola Tesla müzesini yoğunluktan göremedik. Üç  kere denedik olmadı. Ama Modern Sanatlar Müzesi'ni hatmettik. Yeniçerilerin ruhlarının gezindiği müthiş Kalemeydan parkı yürü yürü bitmedi, mini trene binildi , Bayraklı Cami görüldü, Yahudi müzesi kapalıydı, yolumuza çıkan kiliselere bakıldı, birinde Pazar ayini vardı, izledik, rabbim affetsin 😄 Tekne gezisinde günbatımını izleyebildik. Ünlü Sırpları sayarken Oscar'lı oyuncu Karl Malden'i andık . Gezinin bir gününü de 115 km uzaktaki Novi Sad şehrine ayırdık. Yol boyu sadece Tuna nehri ile 🌽 ve 🌻 tarlaları vardı. Novi Sad biblo gibi bir yer. Belgrad Ortodoks Novi Sad ise katolik ağırlıklı.Ne diyelim biraz havamız dağıldı 😅bu yedi günde. 

23 Ağustos 2025 Cumartesi

TRT üzerinden Özdemir İnce -Haluk Şahin polemiği.

 TRT üzerinden polemik.


İzleyenler belki biliyordur. Bir süredir (2024 Yaz ayları )  Özdemir İnce ile Haluk Şahin polemik içinde. Konu TRT. İkisine de özel bir sempatim yoktur. Kendilerini sadece okuyucuları  olarak tanırım.

Haluk Şahin, İsmail Cem ekibiyle geldiği TRT yıllarını anlatan bir kitap yazmış. Okumadım. Kitapta Özdemir İnce'den de bahsetmiş. Özetle biz TRT'de devrim yapmak istedik ama Özdemir İnce gibi solcu geçinenler bize direndi diyesiymiş. 

O yıllarda TRT'de idim. Türkiye genelinde açılan  sınavı kazanıp muhabir olmuştum. 

Özdemir İnce TRT'de 11 yıl kadar çalışıp emekli olmuş. TRT'ye nasıl girdiğini söylese sevinirim. Haluk Şahin ise İsmail Cem'le gelip onunla gitmiş. TRT'ye emekleri bu kadar.

İsmail Cem döneminin doğruları kadar yanlışları da vardır. Köklü bir kuruma dışardan getirilen kişilerin uyum sağlaması, yönetici olarak eksikleri, kanunları yeterince bilmemeleri, tepeden gelme oluşları (biz buraya kalite getirdik)  diye dolanmaları elbette tepki çekecekti. 

Ben o yıllarda Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda idim. Dış dünyaya  15 dilde haber ve program yayını yapıyorduk. Tv yayınlarında ve haber merkezinde olanları komşu apartmandan  izler gibi izliyorduk. Haber Dairesi'nin başına getirilen Mehmet Barlas'ın icraatı fıkra gibi anlatılıyordu. TRT'nin kanunlarla belirlenmiş görevleri vardı. Bunu iyi bilen bürokratlar onun isteklerine itiraz ediyorlardı doğal olarak.

Ama sayın Cem ve ekibinden hiç kimse yahu şu Türkiye'nin Sesi nedir, yayın yaptıkları 15 dil hangisidir, yurtdışında çalışan vatandaşlarımıza ne derler, Türk dünyasıyla ilgili ne söylerler diye bir gün bile merak etmedi. Biz o 500 günü uzaktan izledik. 

Aşağıda Haluk Şahin ve Özdemir İnce'nin yazılarından alıntı yaptım. 

Haluk Şahin: "Belki de “içeri”nin “dışarı”ya karşı doğal direnmesiydi bu; “yerel”in “evrensel”e, “vasat altı”nın “kalite”ye direnişi olarak da görebilirdik"

BEN: 

Dışardan gelen ekip (kalite) biz TRT emekçileri ( vasat altı). Olayları böyle HAKARETLE değerlendirenin bir de Prof. ünvanı var değil mi? 

Haluk Şahin: 

"Genel Müdür danışmanı ve mecburen hâlâ Amerika'dan getirdiği giysileri giyen Haluk Şahin....."

BEN ; Giysi meselesi neden destekleyici bir unsur oldu? Olaya "duygu" katmak için mi? 

Haluk Şahin;

"Ona (İ.Cem'i kastediyor) karşı çıkanlar ise ne sendikalıydı, ne partiliydi, ne gazeteciydi, ne sinemacıydı, ne de televizyoncuydu"

BEN:   TRT personelinin katılabileceği bir sendika vardı da biz mi bilmiyorduk?  Devlet memurlarının sendikal hakkı vardı da biz mi üye olmaktan  kaçınmıştık? 

Ayrıca TRT'de belli kadroda olanların sarı basın kartı vardı. Hoca onu bile öğrenememiş. Haluk Şahin'e TRT'nin  TAŞ Devri yıllarında örgütlenen TRT-DER ve Çağdaş Gazeteciler Derneği'ni anımsatmak isterim 

Özdemir İnce yazıyor; 

Bir de maaş meselesi var (s.74-75). Haluk Şahin, Rua Tezcan adlı görevliye maaşının ne kadar olacağını soruyor ve yedinci derecenin ikinci kademesinden 2.300 TL dolaylarında olduğunu öğrenince şaşırıyor. Bunun üzerine İsmail Cem’in talimatıyla, yönetmelikte bulunmayan “sözleşmeli danışman” kadrosu icat edilip 7.000 TL maaş ödeniyor.

BEN: Biz 2 binli liralarla geçinmeye çalışırken aldığınız para umarım size  yaramıştır Haluk Şahin..

Başka ne diyeyim !!!

Gençler için not: Ecevit-Erbakan koalisyonu sırasında gazeteci İsmail Cem TRT Genel Müdürü olmuştu.

Birgül Ergev

https://www.bodrumsokakhaber.com/gundem/trtnin-altin-yillari-ozdemir-eniste-bizi-nicin-optu

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ozdemir-ince/trt-ismail-cem-ve-gurkalari-1-2236561

28 Temmuz 2025 Pazartesi

Selanik. Villa Allatini

Yıllar önce Selanik'te bir hafta geçirdim, kenti adım adım gezdim. Yıllardır merak ettiğim bir mekana da üç saatimi ayırdım.
Selanik'te ünlü bir Yahudi ailesi için yaptırılan köşkün ismi Villa Allatini.Büyük bir bahçe içindeki kırmızı tuğlalı üç katlı köşkün mimarı bir İtalyan.
1909'da tahttan



indirilen Abdülhamit II, 3,5 yıl sürecek sürgün hayatını burada geçirir.Yanında ailesinden ve görevlilerden oluşan 40 kişi vardır.Selanik kaybedilirken Abdülhamit de yeniden  İstanbul'a Beylerbeyi Sarayı'na götürülür.
Selanik haritalarında hâlâ ilk ismiyle tanınan köşk, sonraları okul olarak kullanılır.2.Dünya Savaşı'nda hastanedir.Köşk bugün resmi bir kuruluşun ofisi olarak kullanılıyor.
Bir taksiyle zar zor bulabildim köşkü. Bahçeyi gezip dışardan görebildim binayı.İçeri girmeye izin yok. Ancak  bina epeyce yıpranmış.
Kapıdaki görevli polise ,Türkiye'den çok ziyaretçi olup olmadığını sordum.
-Yok bacım nerede!! Çok nadiren bir iki kişi gelir,dedi.😂😅😅
Türkiye'de Ulu Hakan Ulu Hakan diye bağıranların belki de buradan haberleri bile yok.Ne diyeyim.
Selanik'e giderken burayı da görmeliyim diye not almıştım. Köşkün resmine Selanik'teki Yahudi Müzesinde de rastladım. 
Belki birinin ilgisini çeker...

22 Temmuz 2025 Salı

ŞİAR YALÇIN

 Şiar Yalçın benim için örnek diyebileceğim aydınlardan biriydi.Çekmediği cefa kalmamıştı.Daha iki yaşında babası eski maliye nazırı Cavid Bey'in idamı,Hüseyin Cahit Yalçın'ın manevi koruması altında geçen çocukluğu.Savcı iken yaşadığı sürgünler,meslekten ihraç.Ama o ölümüne dek yazdı,çeviri yaptı,bulmaca hazırladı,Türkçe ile ilgisini hiç koparmadı.Hep yazdı yazdı.Onun Türkçe ile ilgili yazılarından çok yararlandım.

Cavid Bey 1924'te oğlu Şiar doğunca günlük tutmaya başlamış,tutuklanıncaya kadar bir gün bile yazmadığı olmamış.O yıllarda bir babanın günü gününe oğlunu izleyişi,o satırlardaki heyecenı,büyük sevgisi beni çok etkilemişti. Cavid Bey günlükteki son sayfayı da ölüme götürülürken yazmış. Şiar Bey babasının günlüğünü bugünkü Türkçeye çevirip yayınlarken şöyle der:".Cavid Bey yasal veya yargısal bir kararla değilse bile,kamu vicdanında aklanmış ve itibarı iade edilmiştir."

Babası İstiklal Mahkemesi kararıyla idam edilen Şİar Yalçın Atatürk hakkında şunları söyler:"Atatürk babamı astırdı.Babamın masum olduğunu düşünüyorum.Ama Atatürk bana göre yine de Türk tarihinin en büyüğüdür .Kendisine hayranım"

Bana göre bu sözler çok önemlidir.Bunları Şiar Yalçın'ın söylemesi daha da önemlidir.Ve inancım odur ki bunları asla mecburiyetten söylememiştir.O dönemi eleştirirken bazı tarihi gerçekleri de kabul etmek gerekiyor.Bu ülke kolay kurulmadı.


Bu bağlantıda Şiar Yalçın hakkında iyi bir yazı var.

https://t24.com.tr/yazarlar/dogan-akin/siar-yalcin-kalles-bir-hayata-bilge-bir-cevap,2670

3 Temmuz 2025 Perşembe

Namık Kemal,Eşref, Tevfik Fikret, Mehmet Akif , Avnî

Yahu bu eski şairler de bayağı münafıkmış. Şu Namık Kemal'in dediğine bak hele:

“Ne mümkün zulm ile bîdâd ile imha-yı hürriyet!

Çalış, idraki kaldır muktedirsen âdemiyetten.”

Hürriyet diyor idrak diyor bir de padişaha çemkiriyor.

"Muktedirsen?"

Bak bak lafa bak.Tivitir olsaydı tivit de atardı bu😅.Eee Abdülaziz merhum gidince 2.Abdülhamit de yeniden sürgüne gönderiyor onu .Ulu Hakan bu dahası var mı?😅😅

Namık Kemal Sakız adasında görevli iken 1888 yılında 48 yaşında vefat eder.Vasiyeti üzerine daha sonra  cenazesi Gelibolu'ya getirilerek Bolayır köyünde toprağa verilir.Şair için mermer bir mezar yaptırılır.Mezarın planını da Tevfik Fikret çizer. Ama Şair Eşref hicvi patlatır.Mealen (Sanmayın padişah onun için mezar yaptırdı.Bir daha kalkmasın diye üstünü mermerle kapattırdı) .Eşref de az değilmiş.Münafığın önde gideni.😮😅Şöyle buyurmuş bir hicvinde de:

"Bir soğan soyulurken yaşarıyor da gözler,

Vatandaş soyulurken aldırmıyor öküzler!

Hayadan eser yoktur nafile bütün sözler,

Beyhude inat etme hemen salla başını,

Dilini tut, uslu dur, zıkkımlan maaşını."

Şahsım çok ayıpladı ikisini de..😧😅

Peki 2. Abdülhamid? 

Ulu Hakan mı Kızıl Sultan mı?

Ben bilemem.

Mehmet Akif'e kulak verelim:

"Gölgesinden bile korkup bağıran bir ödlek

Otuzüç yıl bizi korkuttu şeriat diyerek"

Bu da onun mısraları:

"Zaman gelsin de görsün böyle dünyalar kadar zillet,

Otuzüç yıl devam etsin,başından gitmesin  nekbet"

Nekbet=felaket.


Mehmet Akif'in hiç anlaşamadığı Tevfik Fikret ne demiş acaba bir suikastten kılpayı kurtulan 2.Abdülhamit için ?

"Ey şanlı avcı dâmını beyhude kurmadın

Attın.Fakat yazık ki yazıklar ki vurmadın"

dâm=tuzak.

İki düşman şairi birleştiren nokta.

Valla ben demedim onlar dedi😅😅

Biraz daha geriye gidelim ; 

Sâkıyâ mey sun ki bir gün lalezar elden gider

İrişür fasl-ı hazan bağ ü bahar elden gider

Her nice zühd ü salâha mâil olur hatırım

Gördüğümce ol nigarı ihtiyar elden gider.

Avni

---------

Saki şarap ver bir gün lalezar elden gider

Hazan mevsimi gelir bağ bahçe elden gider

Gönlüm ne kadar arınma ve kurtuluşa meyletse de

O sevgiliyi görünce irade elden gider.

****

Avni. Bildiğiniz Fatih Sultan Mehmet.

Atalarımızda ne cevherler varmış, bugünü düşününce aklımız elden gider.🤨😅


5 Haziran 2025 Perşembe

KÂBÛS

 Türkçede kullanılan iki ayrı kâbus kelimesi var. İkisi de Arapçadan geliyor. Biri kafla biri kefle yazılıyor. Özellikle haber spikerlerinin karıştırmaması önemli..

 Kābūs كابوس gece gelen sıkıntı

قابوس بن سعيد Kâbus bin Said . Umman sultanlarının ünvanı. Bu söyleyişte k sesi kalın olacak ..