Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








29 Mayıs 2026 Cuma

VISCONTI 2

Visconti filmlerine devam. Bu kez sırada Leopar, The Leopard var (1963).

Olaylar 1860 İtalyasında geçer. O dönem İtalyan tarihine fransızım 😂.

Zengin bir prens, onun yeğeni ve yeğeninin aşık olduğu güzeller güzeli kız. Muhteşem bir zenginlik içindeki aristokratlar  ve ruhban sınıfı ile halk arasındaki fark  belirgin. Bir yanda krala bağlı gruplar bir yanda da ulusal kahraman Garibaldi taraftarları. 3 saatlik filmde müzik ve kostüm şöleni. Bu arada adamı Katolik edecek kadar istavroz bombardımanı 😂 Yirmili yaşlarındaki Alain Delon ile Claudia Cardinale ile gözümüz bayram ediyor 💚, ama en iyi oynayan Prens rolündeki Burt Lancaster olmuş bence. 

Diğer film 

La Terra Trema / Yer Sarsılıyor (1948)

İkinci dünya savaşının hemen sonrası. Sicilya'da bir balıkçı köyü. Balıklarını tüccarlara (Bürolarında  hâlâ Mussolini yazıları duruyor)  ucuza satmak zorunda kalan balıkçılar, bu durumdan kurtulma mücadeleleri ve filmde oynayan tüm köy halkı." Kazanmak için toptancıların, balıkçılara ihtiyacı var; ama balıkçıların toptancılara ihtiyacı var mı?” .



Visconti gene elini uzun tutmuş. Film üç saat. O yıl Venedik'te ödül almış.

Hadi iyi seyirler...



26 Mayıs 2026 Salı

ZWEİG

Yıl 1964. Zweig'ı keşfettiğim tarih sayılabilir. Galiba önce Acımak romanını okudum. O zamandan beri hangi kitabı elimin altındaysa döner döner okurum. Bu Amok'un üçüncü baskısı. Şimdi kızımın kitaplığında duruyor. Bugün yeniden okudum. Bende kitabı çizerek, not alarak okuma alışkanlığı o zaman başlamış. 😂😂 Amok ilk  kez 1954'te Türkçeye çevrilmiş. İkinci baskı 1958. Stefan Zweig duyguları öyle bir anlatır ki aradan yıllar geçse de hiç unutmazsınız. Bir de çok yazan biri. Yaşamı nispeten erken yaşta bitmeseydi kimbilir daha neler yazardı? Nazileri doğrudan hedef alan pek eseri yoktur ama Nazilerin en nefret ettiği yazarların başında gelir. Onları varlığıyla deli etmiştir. Son kitabı Satranç' ta dolaylı olarak Nazi zulmü vardır.



İyi ki ZWEİG  var..

25 Mayıs 2026 Pazartesi

VEBA GECELERİ


Veba Geceleri bitti.

537 sayfalık kitap beni de bitirdi.😄 O ne ayrıntı aman Allahım, en az yüz kahraman!!  Şaştım kaldım bir kez daha!!! 1901 yılında Osmanlıya bağlı hayali  Minger adasında geçiyor olay. Olayların merkezinde veba salgını, karantina sorunları, buna direnenler, iktidar kavgası, suikast var da var. Ben kitabı sevdim, en azından sonuna kadar merak ettim. Biraz fazla uzun mu evet, ama Orhan Pamuk bunu hep yapıyor. 

Elbette gene başka tür detaycılığım depreşti.

Orhan Pamuk yabancı dil biliyor mu? Elbette, âlâsından . Batı dillerinden gelen terimleri kullanmasına itirazım yok. Dezenfekte, dezenfekte etmek, dezenfeksiyon, dezenfektan bizde -hele bu dönemde- kullanımı yaygın kelimeler. 

Peki ama kardeşim romanın birçok yerinde geçen (dezenfektasyon) nedir? Böyle bir kelime YOK. Hele hele ondan türemiş gibi duran ( dezenfektasyoncu)  ( SF 17) hiç YOK. Böyle acemice hatalar Orhan Pamuk ismine ve onun ekibine yakışıyor mu? 

Ayrıca dezenfektan kelimesi de bir yerde dezenfektant diye yazılmış. Nedense? 

Roman yazmak zor iş. İyi romancı olmak da zor.Orhan Pamuk iyi romancı. Pandemi aylarında çok kitap okudum. Bazılarını daha ilk sayfalarda yazım veya bilgi yanlışından, olay kurgusundaki saçmalıktan hemen yarım bıraktım.

Orhan Pamuk elbette öyle değil ? Yazıyor, emek veriyor,  ona kolay gelsin. Okuruna da 😆😆😆

Not: Orhan Pamuk bu kitabı yazarken sevgili arkadaşım Prof.Dr.Nuran Yıldırım'ın tıp tarihi kitaplarından yararlandığını açıklamıştı. 472. sayfada ismi geçen tıp tarihçisi Nuran Şimşek elbette benim arkadaşım. Sevgiler Nurancım.,

23 Mayıs 2026 Cumartesi

Svetlana Aleksiyeviç, Çernobil

 Svetlana Aleksiyeviç ilginç bir yazar.Eserleri klasik edebiyatın hiçbir türüne uymuyor.Sözlü tarih yazıyor.Esas mesleği gazetecilik olduğu için olayları kendisi değil konuştuğu kişiler anlatıyor.Memleketi Beyaz Rusya.Bizimle akran.Sovyet döneminde doğup büyümüş. O nedenle 2.Dünya Savaşı tanıklarıyla birebir söyleşiler yapmış.Muhalifliği yeni değil. SSCB dağıldıktan sonra 10 yıl kadar Avrupa'da sürgün olarak yaşamış.Şimdi gene Minsk'te yaşıyor.Daha önce başka kitaplarını da okudum.SSCB dönemini de geçiş dönemini de çok iyi anlatıyor.Bu kitabında Çernobil tanıklarıyla konuşuyor.Pek bilmeyiz ama Ukrayna''daki  Çernobil faciasının en zarar verdiği ülkelerden biri Beyaz Rusya.Çünkü santral sınıra sadece 20 km uzakta.Bir not daha .Svetlana Aleksiyeviç 2015 Nobel Ödülü sahibi.

Olayın özü kitapta şöyle özetleniyor."Zihinlerimizde korku ile barışçıl nükleer enerji arasında bir bağlantı kurmak mümkün değildi...Savaşlarda kullanılan nükleer tıpkı Hiroşima'da olduğu gibi dalga dalga kabararak gökyüzüne yükselen mantar biçiminde meşum bir kara buluttu,oysa barışçıl nükleer hiçbir zararı olmayan bir ampuldü"



LANETLİLER, VİSCONTI

 Luchino Visconti filmlerine devam. Lanetliler. The Damned. (Götterdämmerung) 1969 yapımı. 2 buçuk saatlik filmde önce kahramanların kim olduğuna kafamı yordum. Çok oyunculu filmde bu biraz zor oluyor. Filmde kimler yok ki. En genç halleriyle Charlotte Rampling ve Helmut Berger. Sürpriz Ingrid Thulin, başrolde Dirk Bogarde. Müzikler Maurice Jarre'dan. Film 1930'lar Almanyasında geçiyor. Nazilerin yükselişi, Reichstag yangını, yasaklanan kitaplar fonda iken bir sanayi devinin öyküsü. Aile bireyleri birbirinin kuyusunu kazarken en çirkin suçlara ortak oluyorlar. Visconti bu filmde Venedik'te Ölüm filmine de gönderme yapıyor. 



21 Mayıs 2026 Perşembe

VENEDİK'TE ÖLÜM

 Venedik 'te Ölüm. Önce kitabı okudum. Sonra 52 yıl öncesine gidip filmi izledim.

Thomas Mann kitabı (Der tod in Venedig) 1900'lerin başında yazmış. Ünlü bir yazar biraz dinlenmek için Venedik'e gelip lüks bir otele yerleşir. Acaba orada sükunete kavuşacak mıdır? Venedik o güzelliğinin ardında bir felaket mi gizlemektedir? Yazar otelde kalan Polonyalı bir ailenin çok güzel erkek çocuğuna takılıp kalacak, tek kelime etmediği bu delikanlıdan gözünü alamayacaktır. Eser biraz da Thomas Mann'ın anılarında ortaya çıkan bir gizini anlatmaktadır belki de. 

Filme gelince film de roman gibi hayli kasvetli, hayli bulanık. Genç delikanlıya gelince filmdeki oyuncu adeta bir çocuk. Bu nedenle marazi bir durum ortaya çıkıyor  gibi geldi bana. 

Yönetmen Luchino Visconti.





28 Nisan 2026 Salı

MUSÂVÂT,MÜSÂVÂT

Müsâvât Arapça seviye kelimesinden türemiş. İki A sesi de uzun okunuyor.  

Bizde eşitlik anlamında kullanılıyor.

İttihat Terakki 'nin meşhur sloganının Hürriyet, Müsavat, Adalet veya Kardeşlik olduğunu anımsatalım. 


مساوات،سوىه