Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








1 Temmuz 2026 Çarşamba

BİZ O ZAMAN NE YAPIYORDUK? Bergama Zeus Sunağı Bergama'da MÖ 2. YY'da Pergamon krallığı zamanında inşa edilen anıtsal yapı. Alman mühendis Carl Human tarafından 1870'lerde yapılan kazılardan sonra sökülerek Berlin 'e taşındı. Human, kazıları önce kaçak olarak sürdürmüş, kalanını da izin aldıktan sonra taşımıştır. Sunak 35 mt genişlik 33 mt derinliktedir . MİLET PAZARYERİ KAPISI Alman arkeolog Theodor Wiegand tarafından yapılan kazılarda bulundu, 750 tondan daha ağır olan kapının parçaları Berlin' e taşındı. Kapı MS 2. YY'da yapılmıştı. İŞTAR KAPISI Yeni Babil imparatorluğu zamanında Babil şehrinde (Irak) yapılmıştı. İki kapı ve tören yolundan oluşuyor. 1899'da yine Alman arkeologlar tarafından kazıya başlandı. O topraklar o zaman Osmanlı İmparatorluğu'na aitti. 1 Dünya Savaşı'nda kazılar durdu. Savaştan sonra İngilizlerle anlaşan Almanlar kapıları yüklenip Berlin'e taşıdı. BEYHEKİM MİHRABI Konya Beyhekim mescidinin mihrabı için kazı yapmaya gerek yoktu. Bir mücevher gibi parlıyordu.100 küsur yıl önce çalınarak Berlin'e götürüldü... Bu eserleri görmek için Berlin'e gidip dünyaca ünlü Bergama Müzesini gezmeniz gerek. Ben Zeus Sunağı hariç -bakımdaydı- diğerlerini saatlerce seyrettim, duygulandım. BİZ ACABA O ZAMAN NE YAPIYORDUK?

29 Haziran 2026 Pazartesi

Orhun Yazıtları

BİZ O ZAMAN NE YAPIYORDUK? Orhun Yazıtları Ne zaman dikildi? Kim buldu?. Kim okudu? Biz o zaman ne yapıyorduk? Orhun Yazıtları 'nın dikilişi 730 yılları. Tarihe gömülen yazıtlarla ilgili ilk bilgi bin yıl sonra, yazıtların ilk çözümü ise dikilişinden 1163 yıl sonra. Rus Çarı 1. Petro Sibirya'daki bitki örtüsünü incelemek üzere bir bilim adamına görev verir. Onun rehberi ise İsveçli tutsak ve meraklı subay Johann Von Strahlenberg. Bu Strahlenberg , Rusya'nın haritalandırılmasına, coğrafyasına büyük katkı sağlarken antropoloji ve dillerle ilgilendi . Yazıtlardan bir tanesini keşfetti. Ama içeriğini bilmiyordu.1730 yılında İsveç'e dönünce bu incelemeyi yayınladı. Böylece tam bin yıl sonra Orhun Yazıtlarıyla ilgili ilk bilgi meraklılarına ulaştı. Ama sadece meraklılarına. Yazıtların tamamının bulunuşu ,çözümü ve okunuşu ise 1890'lı yılları bulur. Orhun alfabesini çözüp tam metni yayınlayanlar ise Rus bilim adamı Vasili Radlof ile Danimarkalı Vilhelm Thomsen'dir Türkiye'de yazıtlarla ilgili ilk kitap ise 1924'te yayınlandı. (!!!!!) Ne dersiniz? 18.,19. yüzyıllarda elin Çar'ı bitki örtüsünü incele diye bilim adamı gönderirken biz eğitimde ve bilimde birazcık geride mi kalmışız ? Batı aydınlanma çağını yaşarken o iki yüzyıllık durgunluk nelere mal oldu ? Hiç olmazsa bunu merak edelim.

28 Haziran 2026 Pazar

Bir Zamanlar Holywood'da

 

Bir Zamanlar Hollywood'da.Once Upon a Time in Hollywood .

Olaylar 1969'da geçiyor 

Yönetmen Quentin Tarantino gene dantel gibi işlemiş sahneleri .

O dönemlerde geçen kurmaca bir film. Ama filmde gerçek karakterler de var.  

Loonardo DiCaprio şöhreti biraz sönmekte olan ve genellikle kötü adamı oynamış bir aktör rolünde. Brad Pitt de onun dublörü. Uzun yıllar birlikte çalışmışlar ve iyi dostlar. 

İkilinin rol aldıkları (!)  filmlerine atıf yapıldıkça gerçek  dönem filmlerinden parçalar da  izliyoruz. 

Fonda hipiler var. Ama bunlar biraz saldırgan. Leonardo'nun oynadığı karakterin oturduğu ev Beverly Hills'te. Komşu evde ünlü Polonyalı yönetmen Roman Polanski ve eşi Sharon Tate oturuyor. Gerçek hayatta Polanski evde yokken Sharon ve bir grup arkadaşı (toplam beş kişi)  Manson çetesi tarafından vahşice öldürülmüştür. 10.Ağustos.1969. O zamanlar bu olay günlerce gazete manşetindeydi. Tarantino filminde bu olaya da atıfta bulunuyor. 

Bir Zamanlar Hollywood'da, on dalda aday olduğu 2020 Oscarlarından iki heykelcik aldı. Ödülün biri Brad Pitt'e verildi .

Filmin sonu sürprizli .Jeneriği beklerseniz bir sürpriz daha var. İyi seyirler.💚💚💚

13 Haziran 2026 Cumartesi

Odessa, Ukrayna, Katakomp

 


Yıllar önce Ukrayna'yı gezerken yolumuz Odessa Katakomplarına düştü. Katakomplar yeraltı tüneli. Vaktinde kireç taşı  için açılmış. Sonra kaçakçılıkta işe yaramış. 2.dünya savaşında Almanlar Odessa'yı işgal edince partizanlar 2 yıldan fazla orada konuşlanmışlar.Almanlar bir girişi bulunca patlatıyormuş. Ama giriş ve çıkışlar o kadar çok ve gizli yerlerdeymiş ki asla hepsini kapatamamışlar.Bu girişler bazen bir evin bahçesinde bazen bir dükkanın arkasında bazen göl kıyısında olabiliyormuş.Almanlar patlatmadan önce içeri gaz da veriyorlarmış ama havalandırma o kadar iyi ki fazla etkili olmamış .Toplam uzunlukları 3.500 km.Yüzlerce girişi olan yerler.Direnişin tüm örgütlenmesi burada yapılmış.Haberleşme üstte yaşayan köylülerce yapılmış.İçerde küçük baskı makineleri yemekhane çamaşırhane revir duman çıkarmayan ocak vb vb var.Lenin ve Stalin'in resimleri de bir tek burada kalmıştı. Artık onların da orada durduğunu sanmıyorum. Şimdi Ukrayna Rusya ile savaşta, Nazileri çoktan unutmuşlar, Almanlarla can ciğer. O güzel ülkeye barış gelse artık.




3 Haziran 2026 Çarşamba

YAĞMUR ATSIZ


Yağmur Atsız 'ı Cumhuriyet'te yazdığı yıllarda takip ederdim. Hem Almanya'dan haberler iletir hem de köşe yazardı. 1959 yılında annesinin görevi nedeniyle Almanya'ya giden Yağmur Atsız orada uzun yıllar gazetecilik yaptı. 12 Eylül döneminde yurda girişi yasaklananlardan biriydi. Onunla 1979 yılında Almanya'nın o zamanki başkenti Bonn'da karşılaşmıştım. Ben TRT muhabiriydim o da Büyükelçilik Basın Müşaviri. Sonraları kendine has bir alfabe edinip yazmaya başladı. Turancı Nihal Atsız'ın oğlundan beklenmeyecek farklı biriydi. Yazılarından anlıyordum. İnternette gezinirken onun anı kitabını görünce hemen ısmarladım. Ve iki günde bitirdim. Tahmin ettiğim gibi baba oğul Atsızların çevresi gayet renkliymiş. Babanın gençliğindeki arkadaşları arasında Pertev Naili ve Sabahattin Ali de varmış. Sonra onları komünist diye ihbar etmiş. Yaşar Kemal'le buluşup sohbet edermiş. Atsız ailesinin evine gidip gelenler de şaşırttı beni. Üniversitedeki arkadaşlarımı daha çok ilgilendirir bunlar. Bizim anlı şanlı hocamız Mehmet Kaplan ,Yağmur Atsız'ın eniştesi, teyzesinin eşiymiş. Benim de tez hocam Muharrem Ergin evin yatıya da kalan fertlerinden biriymiş. Mehmet Çavuşoğlu hocamız  oğul Atsız'ın çok iyi görüştüğü okul arkadaşı imiş..

Yağmur Atsız Berlin'de yaşarken evlerinde kalan misafirlerden biri Yaşar Kemal biri de Zülfü Livaneli.

12 Eylül döneminde yurda giremezken Almanya Cumhubaşkanının Türkiye heyetinde idi. Zülfü ile ilgili yazdıkları pek olumlu değil. İşte buna şaşırmadım.

Beni en çok şaşırtan şeylerden biri Atsız ailesinde içkinin her daim var olması. Eski Turancılar dinden epeyce uzaktı..

29 Mayıs 2026 Cuma

VISCONTI 2

Visconti filmlerine devam. Bu kez sırada Leopar, The Leopard var (1963).

Olaylar 1860 İtalyasında geçer. O dönem İtalyan tarihine fransızım 😂.

Zengin bir prens, onun yeğeni ve yeğeninin aşık olduğu güzeller güzeli kız. Muhteşem bir zenginlik içindeki aristokratlar  ve ruhban sınıfı ile halk arasındaki fark  belirgin. Bir yanda krala bağlı gruplar bir yanda da ulusal kahraman Garibaldi taraftarları. 3 saatlik filmde müzik ve kostüm şöleni. Bu arada adamı Katolik edecek kadar istavroz bombardımanı 😂 Yirmili yaşlarındaki Alain Delon ile Claudia Cardinale ile gözümüz bayram ediyor 💚, ama en iyi oynayan Prens rolündeki Burt Lancaster olmuş bence. 

Diğer film 

La Terra Trema / Yer Sarsılıyor (1948)

İkinci dünya savaşının hemen sonrası. Sicilya'da bir balıkçı köyü. Balıklarını tüccarlara (Bürolarında  hâlâ Mussolini yazıları duruyor)  ucuza satmak zorunda kalan balıkçılar, bu durumdan kurtulma mücadeleleri ve filmde oynayan tüm köy halkı." Kazanmak için toptancıların, balıkçılara ihtiyacı var; ama balıkçıların toptancılara ihtiyacı var mı?” .



Visconti gene elini uzun tutmuş. Film üç saat. O yıl Venedik'te ödül almış.

Hadi iyi seyirler...



26 Mayıs 2026 Salı

ZWEİG

Yıl 1964. Zweig'ı keşfettiğim tarih sayılabilir. Galiba önce Acımak romanını okudum. O zamandan beri hangi kitabı elimin altındaysa döner döner okurum. Bu Amok'un üçüncü baskısı. Şimdi kızımın kitaplığında duruyor. Bugün yeniden okudum. Bende kitabı çizerek, not alarak okuma alışkanlığı o zaman başlamış. 😂😂 Amok ilk  kez 1954'te Türkçeye çevrilmiş. İkinci baskı 1958. Stefan Zweig duyguları öyle bir anlatır ki aradan yıllar geçse de hiç unutmazsınız. Bir de çok yazan biri. Yaşamı nispeten erken yaşta bitmeseydi kimbilir daha neler yazardı? Nazileri doğrudan hedef alan pek eseri yoktur ama Nazilerin en nefret ettiği yazarların başında gelir. Onları varlığıyla deli etmiştir. Son kitabı Satranç' ta dolaylı olarak Nazi zulmü vardır.



İyi ki ZWEİG  var..