Bugünlerde Thomas Mann'la içiçeyim.
Önce 888 sayfalık Büyülü Dağ romanını okudum. Öykü İsviçre'nin Davos kentinde bir sanatoryumda geçiyor ve yıllara yayılıyor. Zaman geçen yüzyılın başları. Sanatoryum sakinleri , öyküleri ve ülkeleriyle katılıyorlar hikayeye. Zamanın ve pek çok kavramın ayrıntıları bazen gerçekten yoruyor insanı. Askerlikten tıbba biyolojiden anatomiye felsefeden tarihe yok yok kitapta. Yazarın verdiği emek saygı duyulası.
Kitabı bitirince hızımı alamayıp yazarın ailesinin öyküsünü okudum. Thomas Mann'ın geniş bir ailesi var. Altı çocuğu ve kardeşi de yazı ve sanat dünyasında bilinen kişiler. Tilman Lahme'nin yazdığı kitap 450 sayfacık.Kitapta Thomas Mann'ın Nobel alışı, Nazi aleyhtarlığı nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılışı İsviçre ve ABD'de geçen yılları gayet ayrıntılı anlatılmış.
Şimdi elimde T.Mann'ın Buddenbrooklar-Bir Ailenin Çöküşü romanı var. Yazar bu eserinde de elini korkak alıştırmamış bir ailenin öyküsünü 830 😳sayfalık bir kitapta toplamış. Buddenbrook ailesinin öyküsü biraz geriye gidiyor, 19.yy ortalarında geçiyor . Kitap bir ailenin öyküsü yanında zamanın politik, sosyal ve ticaret hayatını da aktarıyor. Küçük bir nokta hep kafamı karıştırıyor. Adı Antonie olan kız çocuğuna Almanlar neden Tony der anlamıyorum 😂 Kitap bitti. O kadar ayrıntı okuyucuyu hiç sıkmadan nasıl anlatılır? Üstelik Mann bu kitabı 25 yaşında yazmış.
İyi ki kitap var..



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Siz ne dersiniz?
Anonim seçeneğini deneyin...