Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








25 Şubat 2026 Çarşamba

ARSLAN HUMBARACI

 𝗔𝗿𝘀𝗹𝗮𝗻 𝗛𝘂𝗺𝗯𝗮𝗿𝗮𝗰ı


Unutulmuş bir gazeteci, kendi deyimiyle aynı zamanda bir "ajan". 

Arslan Humbaracı hiçbir Türk gazetesinde sürekli çalışmamış biri. Hep yabancı gazeteler ve ajansların temsilciliğini yapmış. 

Soyadından anlaşılacağı gibi Humbaracı Ahmet Paşa'nın torunlarından. Humbaracı Ahmet Paşa Osmanlı İmparatorluğu'na sığınmış bir Fransız kontu .

Arslan Humbaracı 1921'de İstanbul'da doğar. Saint Josef, Robert Kolej ve Galatasaray liselerinden sonra Bahriye Mektebi'nde kaydolur. Birkaç yıl okuduktan sonra annesinin yabancı olduğu






anlaşılınca okuldan atılır. Oysa dedesi Kuleli Askeri Mektebi'nin müdürlüğünü yapmıştır . Bu belki de onun hayat boyu sürecek travmalarının ilkidir. Annesi Maltalı bir viyolensel sanatçısıdır. Kızkardeşi Verda Ün piyanisttir.

Arslan Humbaracı askerliğini çevirmen olarak yaparken bazı Amerikan gruplarıyla da çalışmaya başlar. 1946'da Newyork Times muhabiridir. Yazdığı bazı yazılar Türk hükümet çevrelerinde rahatsızlığa yol açar. Amerikan yardımının niteliklerini eleştirmektedir. Ankara'daki siyasi çevrelerce dışlanırken yazılarını ilgiyle izleyen  Sovyet elçiliği ile yakın teması başlar. Bu tehlikeli sularda gezinmektir bir bakıma. Basın kartı iptal edilmiş, Sabahattin Ali öldürülmüştür, Tan gazetesi basılmıştır,hayranı olduğu Nazım hâlâ hapistedir. Suyu iyice ısınmaya başlayınca gizlice önce İngiltere'ye sonra Fransa'ya gider.  Paris'te sol örgütler ve Sovyet temsilcileriyle içiçedir. Bir iki yıl sonra bir bildiri yayınlayarak komünizmden vazgeçtiğini açıklar. İlginç bir şekilde çeşitli ülke gazeteleriyle çalışma imkanı bulur, bazı ülke liderlerine danışmanlık yapar. Fransa ile arasını bozduğu için Cezayir bağımsızlık savaşını Tunus'tan izler, kitap yazar, konferanslar verir. Makarios'la röportaj yapar. Bir süre Mısır'da ve  Lübnan'da yaşar. Temasta bulunduğu ülke liderlerinin sayısı akıl alır gibi değildir.

Endonezya, Angola, Zambiya bunlardan birkaçıdır. Çoğu ingilizce olan kitaplar yazar, bir ara BM danışmanıdır. 1960'da Türk vatandaşlığından çıkarılır, İngiltere vatandaşı olur. 90'lı yıllarda hakkındaki kararnamenin kaldırılması üzerine hep özlediği belli olan  ülkesini ziyaret eder. 

2003 yılında İsviçre'de vefat eder. Külleri kardeşi Verda Ün ve oğlu tarafından İstanbul'da boğaz sularına  serpilir..


Not; Bu bilgileri araştırma kitaplarını severek okuduğum Rıfat. N. Bali'nin kitabından öğrendim..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Siz ne dersiniz?
Anonim seçeneğini deneyin...