Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








27 Aralık 2025 Cumartesi

Balzac ve Sadi-i Şirazî


 Belki  60 yıl sonra tesadüfen elime geçen Vadideki Zambak'ı tekrar ve daha da anlayarak okudum. Öyle aşklar mazilerde mi kaldı yoksa kimse Balzac gibi anlatamıyor mu? Bilemedim. Kitapta bir yer çok dikkatimi çekti. Elbette çocuk bilgimle o noktayı o zaman anlayamamışımdır. 

Balzac diyor ki: " 𝗦𝗮𝗱𝗶'yi şiirinin bir parçasıyla anlayacağınız gibi ,bir buketin birkaç çiçeğindeki renk ve değişimler aracılığıyla yapılan bu hoş iletişimi de anlayabilirsiniz. Hiçbir aşk itirafı, çılgınca bir sevdaya ait hiçbir tutku gösterisi,bu renk senfonileri kadar şiddetli bir şekilde insanı sarmamıştır" Felix bu çiçekleri sevdiğine vermek için saatlerce kırlarda tek tek toplamıştır. Bir buket için böylesine yazabilmek herkese nasip olmaz. 

Peki Sadi-i Şirazî kim.

13. yüzyılda yaşamış İranlı bir şair. Sadi , Moğol istilasını,  Selçuklu egemenliğini ,Haçlı seferlerini , iç savaşları görmüştür. Firdevsi ,Hafız ve Ömer Hayyam gibi Fars şiirinin en büyük temsilcisinden biridir.

Balzac'ın, Ziya Paşa'nın , Mehmet Akif'in övgüyle söz etti Sadi ne demiş ; 

"𝑵𝒆 𝒌𝒂𝒅𝒂𝒓 𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓𝒔𝒆𝒏 𝒃𝒊𝒍 𝒃𝒊𝒍𝒎𝒆𝒅𝒊𝒈̆𝒊𝒏 𝒉𝒂𝒅𝒅𝒊𝒏𝒔𝒆, 𝒃𝒊𝒓 𝒉𝒊𝒄̧𝒔𝒊𝒏"

Şair Sâdi-i Şirazi devam ediyor : "İçki içti, sarhoş oldu, o içki onu ele verdi, yalpalayarak yürüyor besbelli günah işlemiş. Haram yiyen de sarhoş olsaydı, gıybet eden de sarhoş olsaydı, iftira atan da sarhoş olsaydı, sú-i zan yapan da sarhoş olsaydı, zulmeden de sarhoş olsaydı, sen sokağa, çarşıya, pazara çıktığında kimseyi ayık göremezdin."


İyi okumalar....


Zainab Salbi . Özgürlük İçimizde Başlar


 Kitabı hep sevdim.Her zaman elimin altında okumakta olduğum bir ya da iki kitap vardır.Yeni kitapları keşfetmeyi de severim.Son zamanlarda en çok biyografi ve tarih kitapları ilgimi çekiyor.Zainab Salbi Iraklı bir aktivist.Genç yaşında ABD'ye gitmiş.Babası Irak'ta Saddam Hüseyin'in özel pilotuymuş.Hayatı ilgimi çekince bu kitabını aldım.Kitapta Zainab, özgürlüğünü,iç çatışmalarını ve uluslararası yardım çalışmalarını anlatıyor.Ancak kitabın çevirisinde ve dilinde sorunlar var.

Kitabın çevirmeni Bige Turan Zourbakis.

55.sayfada Filistin'den bahsedilirken şöyle bir cümle:"...West Bank'te ikinci yılını bitirmesini bekleyemeyecektim"

Filistin'i duyan herkes bilir ki oraya Türkçede Batı Şeria deniyor.Yani Ürdün nehrinin batı kıyısı.

Sayfa 103.

"O zamanlar hükümet sekreteri olan Hillary Clinton..."

Çevirmenimiz Amerikalıların secretary of state ünvanının bizde Dışişleri Bakanı demek olduğunu bilmiyor.Ben iyi İngilizce bilmem ama Hillary Clinton denince aklıma Dışişleri Bakanlığı gelir.

Bu bilgi yanlışının yanında bir dolu ifade yanlışı.

Şu cümleler ne demek allahaşkına?

"Eğer hayatım korku değil bir sevme hayatı sürmekse...."

"Yayan bile kolay yolculuk değildi"

"İstediği güzelliği başarıyordu."

Çevirmenlik kolay iş değil.Emeğe saygım var.Her çevirmen hata yapabilir ama bu hatalar kitaba yansımamalı.Kitap bir düzeltme ,yeniden okuma sürecinden geçmeli.Hele bu Doğan Kitap gibi büyük bir yayınevi ise daha dikkatli olunmalı.Ve çevirmenler sular seller gibi bildikleri yabancı dil kadar Türkçeyi de iyi bilmeli.


25 Aralık 2025 Perşembe

Montand,Gavras,Şerif, Teodorakis






Geçenlerde Yves Montand’nın şarkılarını dinlerken onun filmlerine de bir bakayım dedim.
Ölümsüz Z ,  Kosta Gavras’ın bol ödüllü filmi.Film 1963 yılında Yunanistan’da  öldürülen bir milletvekilinin öyküsü.Vasili Vasilikos’un romanından uyarlanmış.Film bu suikast etrafında yoğunlaşırken bize polis devletini,solcu avına çıkan iktidarı pek güzel anlatıyor.1963’teki polis devleti 1967’de askeri cunta halinde ülkenin başına  çökecektir.Başrolde Yves Montand var ama filmin başka yıldızı da Jean Louis Trintignant.Savcı rolündeki Trintignant unutulmaz bir oyunculuk sergiliyor.O filmdeki savcı gün gelecek Yunanistan Cumhurbaşkanı seçilecektir:Hristo Sarcetakis.
Film müzikleri Mikis Teodorakis’ten .1969 yılında Cezayir’de çekilen film yine Cezayir adına En İyi Yabancı Film Oscarı’nı alır.
Ölümsüz Z’yi tekrar izlerken internetin derinliklerinde Sıkıyönetim filmini buldum
Yönetmen yine Kosta Gavras,başrolde yine harika Yves Montand.
1972’de çekilen Sıkıyönetim, bir Amerikan yardım görevlisinin bir arabada öldürülmüş olarak bulunmasıyla başlar. Bu yardım görevlisi kimdir? Film Uruguay’daki Amerikan marifetlerine yoğunlaşır ama buraya Uruguay yerine herhangi bir ülkeyi koyabilirsiniz.Devrimci gerillalar bir yanda faşist iktidar bir yanda.Müzikler yine Teodorakis ustadan.
Yves Montand’dan devam edelim
Bu kez filmimiz İkarus’un  İ’si.
Yönetmen Henri Verneuil. Film bir ülkede ikinci kez seçilen bir cumhurbaşkanına düzenlenen bir suikasti ele alır.Yves Montand bu kez savcı rolünde araştırma ekibini yönetirken yolu derin devlete çıkar.Filmde Kennedy suikastinden izler de var.Bu kez müzikler birkaç yıl önce kaybettiğimiz Ennio Morricone’den.
Peki kim bu ünlü Fransız film yönetmeni Henri Verneuil? Aslında kökü bu topraklara dayanıyor.Henri Verneuil ,Aşod Malakyan adıyla 1920’de Tekirdağ’da doğar. Ermeni bir ailenin çocuğudur.4 yaşındayken ailesiyle Fransa’ya göç eder.Verneuil, Fransız sinemasında önemli bir yönetmen olur,aynı zamanda yazardır.Ailesinin göç hikayesini  Mayrig filminde anlatır.1991’de bu filmi çeker.1992’de çektiği 588 Rue Paradis filminde ise babasıyla ilişkileri ve ünlü bir yazarın geçmişiyle hesaplaşması vardır.Her iki filmde iki emektar oyuncu başroldedir.Ömer Şerif ve Claudia Cardinale.Henri Verneuil bu yarı otobiyografisini roman olarak da yayınlar. Henri Verneuil'in Mayrig ve 588 Rue Paradis filmleri tam biyografik filmler değil. Özellikle ilk filmde Ermeni tehciriyle ilgili bölümler var.Ama Malakyan ailesi Türkiye'den tehcirden 9 yıl sonra 1924'te ayrılmış.Bunu bilmekte yarar var.
Aynı yönetmenden  yıllar sonra yeniden izlediğim 25.Saat filmini de ekleyeyim.Başrolde Antony Quinn ve Virna Lisi.Fonda 2.Dünya Savaşı.
İyi seyirler hepinize.İyi ki sinema var.

8 Aralık 2025 Pazartesi

William Wyler


 William Wyler.

Sinemadan geçen büyük adamlardan biri.

Roma Tatili.Hayatımızın En Güzel Yılları.Komik Kız.Korkunç Koleksiyoncu.Miras.Mrs.Miniver.Jezebel.Rüzgarlı Tepe.Childrens Hour ve BenHur.

Yaşamına 14 oscar adaylığı ve 3 oscar sığdıran bir sinemacı.Hayatında bir de savaş yılları var.1940'larda şöhretin zirvesindeki 5 yönetmen Amerikan hükümetinin isteğiyle 2.Dünya Savaşına katılırlar.George Stevens,Frank Capra,John Ford ,John Huston ve William Wyler cephede film çekerler.Bunlar hem belgesel hem eğitim  hem de moral filmleridir.Birisi işitme duyusunu kaybederken birisi tedavi için ülkeye geri gönderilir.Wyler o ara ödül aldığı bir Oscar törenine savaşta olduğu için gidemez.William Wyler Almanya yenilirken ülke semalarındaki bir bombardıman uçağındadır.Şayet uçak vurulursa paraşütle atlayıp kurtulsa bile savaş esiri olamayacaktır.Çünkü yerde Naziler vardır ve William Wyler göçmen bir yahudidir.

Amerikan kuvvetleri Dachau toplama kampına girerken George Stevens'in çektiği görüntüler Nürnberg Mahkemesi''nde kanıt olarak kullanılır. 

Meraklısı bu 5 yönetmenin savaş maceralarını Five Came Back belgeselinde izleyebilir.Belgeseli seslendiren de Meryl Streep.

Hadi iyi seyirler.

Birgül Ergev

4 Aralık 2025 Perşembe

MEYDANLAR









Gezip gördüğüm yerlerde meydan tasarımları hep ilgimi çeker. Bizde neden çok az diye hayıflanırım.

Ortaokul ve lise yıllarımın geçtiği Muğla'daki Atatürk heykeli ve çevredeki tüm binalar çok güzeldir. Ne zaman yolum düşse mutlu olurum. Beş yol birleşir orada. Çocukluğumda bayramlar da orada kutlanırdı. Sonra İstanbul  Sultanahmet. Hangi köşesi daha güzel bilemem. Gürel'le elele oturduğumuz bank en güzel yerdi bence.

Semerkant'taki Registan meydanı. Çiniyi oldum olası çok severim. Ama burası bir çini cenneti. Zaten Semerkant'ın her yeri çini.  İtalya'dan sürpriz Siena meydanı. Bir servis tabağı gibi ortaya doğru çukurlaşan kiremit rengi taş döşeli bu meydanda öylece oturup kalmıştım.

Ve elbette Roma'da St.Pietro meydanı. Resmini görmek başka orada durup bir iki saat izlemek başkaydı.Tek kelimeyle; muazzam. Ve Kızıl Meydan,Moskova. Serde solculuk var ya .Bir de o kıpkızıl Kremlin'i hep merak ederdim. Kremlin'in içini de gezdim, Lenin'in mozolesini de gördüm. Meydandaki katedral zaten mücevher gibiydi. Turistlerle parayla resim çektiren Lenin ve Stalin benzeri kişilere ise hiç gülemedim .

Hepimize nice meydanlar, nice

 gezmeler .


Birgül Ergev

29 Kasım 2025 Cumartesi

Faulkner ve Kronoloji

 Faulkner ve kronoloji.

Geçenlerde aklıma esti . William Faulkner okuyayım dedim. Üç kitabını getirttim. Döşeğimde Ölürken ile başladım. İletişim Yayınlarının vukuatı çok bende. Ama gene de başladım okumaya. Çevirmen Murat Belge. Bir de önsöz yazmış . Kitabı bitirdim. Tekniği biraz karmaşık. Tam kitapla ilgili izlenimlerimi yazacakken kitabın içindeki kronoloji dikkatimi çekti, Şuna da bir bakayım dedim. Ve bingo. İletişim Yayınları kötü anlamıyla yine yanıltmadı beni. 

Kronoloji iki bölümden oluşuyor. Solda Faulkner'in hayatı ile ilgili notlar verilirken sağ kutucukta o zamana paralel DÜNYA OLAYLARI sıralanmış. 





Örneğin 

1908'de : Osmanlı'da 2. Meşrutiyet

1915'te  : Ermeni kıyımı, Çanakkale Savaşı başladı, Franz  Kafka , Dönüşüm romanı.

Geliyoruz 1918,1919,1920,1921,1922,1923 yıllarına. Belli başlı dünya olayları var, Türkiye ile ilgili tek bir not yok. 1918 ve 1920'de İstanbul'un işgali yok, 1920'de TBMM'nin açılması yok, 1922'de Büyük Taarruz ve Yunan Ordusunun ülkeden çekilişi yok, 1923 Cumhuriyet' in ilanı yok. Atatürk yok. 

TÜRKİYE'DE BASILAN BİR KİTAPTA  Dünya Olayları sıralanırken ülkenin işgali ve dönüşümü ile ilgili bilgiler yok. Çevirmen ve yayınevi tarafından o yıllar pek KAYDA DEĞER görülmemiş.

Tek bir şey diyebildim. PES...


Not; Kitabın orijinalinde kronoloji yok. Burada eklenmiş.

26 Kasım 2025 Çarşamba

MO YAN, LLOSA, MANN




 Son zamanlarda okuduğum Nobel ödüllü üç yazardan büyük hacimli üç kitap. 

Buddenbrooklar / Bir Ailenin Çöküşü

Thomas Mann  831 sayfa 

Katedral'de Sohbet

Mario Vargas Llosa 808 sayfa..

Mo Yan. İri Memeler ve Geniş kalçalar .1038 sayfa

Mo Yan, Nobel Edebiyat Ödülü almış tek Çinli yazar..

Mo Yan'dan önce  Değişim adlı anı-romanını okudum. İlginç bir kitap. Çin yıllardır kapalı bir kutu. Zengin,dev bir ülke . Ama oradaki günlük yaşamı pek bilmiyoruz. Değişim 'de işçi ve köylü ailelerinin yaşamını, kullandıkları araçları, dev ülkede bir yerden bir yere ulaşma öykülerini, eğitim dünyasını gözleyebiliyoruz. Bu kitabı sevdim. Sonra Saydam Turp adını taşıyan öykülerini okudum

Sıra İri Memeler ve Geniş Kalçalar'a geldi. Kitabın ismine takılmayın. Bir çocuk gözünden anlatılıyor hikaye.

Adam bin sayfa roman yazmış. Hadi yazdı diyelim. Peki Erdem Kurtuldu bu romanı nasıl çevirdi? Hem de Çinceden. Hem de gayet akıcı bir Türkçeyle. Vallahi bravo billahi bravo...

Mo Yan . Takma isim. Çince "sus konuşma" demekmiş.  İri Memeler ve Geniş Kalçalar,  Mo Yan' dan okuduğum üçüncü kitap. 9 çocuklu yoksul bir ailenin 9. ve tek erkek çocuğu Shangguan Jintong kitabın anlatıcısı. Jintong önce bir bebek sonra çocuk sonra delikanlı olarak anlatır kasabasını, bölgeyi, Japon işgalini, Çin devriminin gün gün değişimini , ablalarının, yeğenlerinin acı öyküsünü ,annesini, papazı, kuşları, bataklığı, binbir çeşit hayvanı, esareti, cesareti, bütün köyün,  devrimcilerin, karşı devrimcilerin, işgalci Japonların öyküsünü . Köydeki zorlu hayatın , tarımın, ilk film gösterisinin, bir türlü tamamlanamayan eğitimin, düşen uçakların, silahların , yoksulluğun öyküsü de  kitaba sığdırılmış. Kitabın hacmi insanı korkutuyor en başta ama hergün biraz biraz okumadan duramadım. Bu gece bitti. Romana da çeviriye de bravo dedim.  Üç kitabı da Erdem Kurtuldu çevirmiş.Kendisi Talât Sait Halman çeviri ödülü sahibi..

İyi ki kitap var ...