Hoş geldiniz!

Benim derdim ne?

Muradım orada burada gördüklerimi, gözüme çarpanları ,gözüme batanları,gözden kaçanları, gözüme girenleri, özellikle basındaki Türkçe yazım ve söyleyiş detaylarını,habercilik hatalarını,sevaplarını yazıvermek...

Kimseyi kırmak,aşağılamak yok...

Eleştirilerin zekice ve efendice yapılanları kabulüm..

Saygılar...








9 Mayıs 2018 Çarşamba

AHDİM OLSUN...

AHDİM OLSUN...
2018 Haziran'ında yapılacak seçim heyecanı içindeyiz.Adaylardan biri "Ahdim olsun..." diyerek bir konuşma yaptı.Seçim ortamı Osmanlıca dersine dönünce oturup yazayım dedim.
Bizde tek başına iken ahit şeklinde yazılan Arapça kelimenin aslı ahd عهد. Ahit kelimesi sonuna bazı ekler gelince aslına dönüp ahd oluyor .Ahdim olsun ve ahde vefa deyimlerindeki gibi. Ahit kelimesinin anlamı söz verme,and içme, zaman,devir. Ahdim olsun da kısaca sözüm söz, yemin ederim demek.Ancak ahitte biraz yazılı metin, antlaşma anlamları daha baskın.
Aynı kökten gelen bazı kelimeler de uhde عهده ahitname عهدنامه muahede lمعاهده. Son iki kelime biraz eski olsa da uhde hâlâ kullanılıyor. Uhde bir kişinin sorumluluğunda olan işleri anlatıyor. Bu kelimeyi aman ha 😂gene Arapça olan ukde عقده ile karıştırmayalım. Ukde düğüm,zorluk,çözülemeyen sorun, içe dert olan şey anlamına geliyor.
Ahit,ahd,uhde,ukde sözcüklerinde uzun sesli harf yok.

20 Nisan 2018 Cuma

SEÇİM SATH-I MAİLİNE GİRDİK Mİ?

SEÇİM SATH-I MAİLİNE GİRMEK
Her seçim yaklaştığında bu deyimi duyarız.Anlamını da tahmin edebiliriz.Ama biz biraz daha ayrıntılı bakalım.
Seçim,buradaki anlamıyla belediye,milletvekili ya da cumhurbaşkanı için sandığa gitmek.Türkçe bir kelime.
Sath, سطح Arapça bir kelime.Biz onu satıh olarak yazıyor ve okuyoruz.Ancak burada olduğu gibi sonuna bir ek gelirse aslına dönüp sath oluyor.Satıh bir şeyin yüzü,üstten görünen tarafı ve yüzey anlamına geliyor.Satıh kelimesiyle yapılmış (bugün pek kullanılmayan) başka tamlamalar da var:sath-ı arz=yeryüzü,sath-ı derya=denizin yüzeyi.
Mâil. مائل Gene Arapça bir sözcük.Bizde de kullanılan meyil kökünden türemişsesi uzun okunacak.
Belli başlı üç anlamı var:Meyilli,düşkün.Andırır,benzer.Ve buradaki anlamıyla eğilmiş,eğik.
Sath-ı mail ise eğimli yüzey,yokuş aşağı giden zemin,mecazi anlamında ise dönülmeyen yol.
Seçim sath-ı mailine girmek ise,kararlaştırılmış bir seçim sürecinin başladığını,ufukta kesinkes bir seçim olduğunu anlatıyor bize.
Hani yokuş aşağı koşan bir insan hızla aşağıdaki bir noktaya ulaşacaktır ya.İşte burada o nokta,seçimdir.

29 Mart 2018 Perşembe

MENBİÇ منبج
Suriye'nin bu kenti basında çeşitli yazılışlarıyla dikkati çekiyor.Kelimenin Arapça yazılışında m n b c harfleri var.Arapçada uzun olmayan sesli harfler yazılmadığı için kelimenin sesli harflerinin latin alfabesiyle yazılışında farklılıklar oluşuyor.Galiba bunda o bölgedeki etnik grupların kentin adını farklı söylemelerinin de etkisi var.
Kelime batılı kaynaklarda manbij olarak yazılıyor.Ama Arapçada j sesi yok.Oradaki ses aslında c.
Türkçede yazılışına ve söylenişine gelirsek kelime sonunda c harfi -çok az kelime hariç- olmadığından biz onu ç yapmışız.Tıpkı buradaki hâric kelimesini hâriç yaptığımız gibi. Kelimenin Türkçede MENBİÇ olarak yazılıp okunması en doğru olanı.Kalıp olarak menzil ve meclis'e benziyor.Sesli harfler kısa okunacak.

Ahmet Ümit ve Kırlangıç Çığlığı

Kitabı yeni bitirdim.Bir solukta değil ama çok çabuk okudum.Kitap aldı beni gitti.Elbette gene kitap bitene kadar katili bulamadım :) Ellerine sağlık Ahmet Ümit.
Ahmet Ümit bir marka mıdır? Kuşkusuz evet.Peki böyle çok okunan iyi bir yazarın kitabı iyi bir editörlüğü hak etmiyor mu ?Ediyor.
O halde 194'üncü sayfadaki mefta kelimesi ne oluyor? Doğrusu mevta.Kelime Arapça mevt kökünden türemiş.Vefat kelimesiyle bir ilgisi yok,zaten kelimede f harfi de yok.
İkinci konuya gelirsek.Romanda yasadışı organ nakli konusu da işleniyor.Ancak 363'üncü sayfadaki anlatımda hatalar var.Yasal olan ve kadavradan yapılan nakillerle gene yasal olan ve  canlıdan canlıya yapılan  organ nakillerinin şartları konusu birbirine karıştırılmış.Ben tıp uzmanı değilim.Ahmet Ümit'in bu önemli konuyu biraz daha net anlatması gerekirdi.
Romanın bir yerinde denizde boğularak ölen bir çocuktan söz ediliyor.Sayfa 336.
"Ciğerleri tuzlu suyla doluymuş.Çocuk denize düştüğünde sağmış.Cinayet değil kazaymış yani"
Peki çocuğun kazayla denize düştüğünü nereden biliyorlar? Denize atılmış olamaz mı?
Sayfa 254'e gelelim.
"Hayati'nin borçlu olduğu gazetelere kadar düşmüştü"
Burada aslında  sözü edilen Doktor Kansu.Kişiler karışmış.
Ahmet Ümit kitabının başında bazı yakınlarına teşekkür de etmiş.Ben bu kitabın editörü ya da Ahmet Ümit'in ilk okuyucularından biri olsaydım,kitabı bir değil beş kere okur ve bu hataların olmamasına çalışırdım.



http://birgulergev-deretepe.blogspot.com.tr/2011/02/mevta-m-ne.html
http://www.nefroloji.org.tr/folders/file/32_ulusal_nefroloji_sunumlar/22%20EK%C4%B0M/SALON%20A/15.30-17.00/NILGUN%20DASKIN/nilgundaskin.pdf

22 Mart 2018 Perşembe

meskûn mahal

Meskûn mahal.
Şu sıralarda süren sınırötesi askeri harekat nedeniyle sık sık duyuyoruz.Yaşı kemale erenler bilir ama gene de yazalım.
Meskûn:مسكون Arapça iskandan geliyor.İskan edilmiş,yerleşilmiş,insanların yaşadığı yer anlamında.
K ince, u uzun okunacak.
Mahal:محل yer,saha.Yalnız dikkat kelime ek alırsa sondak L çift yazılıp okunur;Olay mahalli gibi.Mahalde iki a sesi de kısa okunuyor.
Bir anlamı da sebep demek.Ama buradaki anlamı o değil.
Neticede meskûn mahal,yerleşim yeri,insanların oturduğu yer demek.
Aman söylenişi ve yazılışıyla uğraşamam diyorsanız, yerleşim yeri deyin gitsin😂

15 Mart 2018 Perşembe

Gazetelerde Türkçe hatalarını yazanlar.

Gazetelerimizde Türkçe yazım hatalarını yazanların sayısı az.Keşke daha çok olsa.
Ben Birgün okuruyum.Bu gazetede bazen Attila Aşut,Dilin Kemiği köşesinde Türkçe yazım hatalarına değiniyor.Herkesin doğru Türkçe yazıp okuması için elbette Osmanlıca bilmesine gerek yok.Sözlüğe bakmayı bilmek yeterli. Ama bir gazetede Türkçe üzerine kalem oynatacaksanız Osmanlıca bilmeniz gerekir.Çünkü dilimizde kullanımda olan çok sayıda Arapça,Farsça kelime ve bunlarla ilgili kural var.
Attila bey bugünkü (12.03.2018) yazısında kafasına takılan bazı noktaları soruyor.
Özetle;
-Makine sözcüğü neden bazen makina oluyor?
-Dilimize batı dillerinden gelen bu kelimenin iki yazılışı da doğru.Nazım Hikmet ünlü şiirinde
"Makinalaşmak istiyorum" diyordu.
-Cambaz sözcüğü neden bazen canbaz oluyor?
-Kelimenin aslı can-baz da ondan.Farsçadan gelmiş bize.Farsça bazı kelimelerde bu m-n değişmesi görülüyor.Pençşenbe-Perşembe,Çeharşenbe-Çarşamba olmuş bizde mesela.Cambaz da canbaz da doğru.
-Ud kelimesi zamanla ut olmuş ama neden udi demeye devam ediyor muşuz?
-Ud  sözcüğü Arapçadan geliyor. Meslek belirten sondaki o (i) sesi Türkçe bir ek değil.O ek  kelime bizde ut olmadan önce eklenmiş de ondan.Udi olarak kalıplaşmış.
Attila beye söyleyeceklerim bu kadar.
Arapça ve Farsçadan  gelen kelimelerin sonundaki d sesinin t'ye dönüşmesine daha önce de değinmiştim.İki örnek vereyim ced kelimesi bizde cet olmuş.Ama sonuna Türkçe ek gelince gene aslına dönüyor.(ceddine rahmet) .Dert de öyle (derdimi anlatamadım) Aslı derd.




12 Mart 2018 Pazartesi

ÖNEMLİ RİCA
BU BLOGTAKİ YAZILAR EMEKLE ,GÖZ NURUYLA OLUŞTURULUYOR.BURADAN ALINTI YAPIP ,ÖRNEKLERİMİ BİLE AYNEN ALIP KULLANAMAZSINIZ.YARARLANDIĞINIZ ZAMAN KAYNAĞINIZI LÜTFEN BELİRTİNİZ.BİLİŞİM UZMANLARI TARAFINDAN BUNU YAPANLARIN SAPTANMASI ZOR DEĞİLDİR.BİLGİNİZE.BİRGÜL ERGEV